Galatasaray’ımın Uefa Kupası’nın alındığı dönemlerden bu yana bu kadar heyecan verici bir futbol oynadığını hatırlamıyorum. Seneler geçti, sezonlar geçti, şampiyonluklar da oldu ama hiç bir sezonda içime sinen, “hah tamam, Galatasaray ruhu bu, Galatasaray futbolu bu” diyebileceğim kadar iyi bir futbol izlediğim bir sezona rastlamadım. Artık zamanı geldi. Türkiye Ligi bir yana, Galatasaray’ımın Avrupa maçı olduğu akşamlarda tüm Türkiye’nin tek yürek olacağı, bırakın maç saati geldiğinde heyecanlanmayı, maça günler kala galibiyet moduna geçileceği, İngilizi, Almanı, Fransızı Samiyen’den elleri boş göndereceğimiz akşamları çok özledik. Tarih yazan Galatasaray’ımın, tarih yazmaya devam etmesinin, ruhunun tekrar canlanmasının, tüm dünyaya bir Türk takımının başarısını, zaferini göstermenin, bazı şeylerin tesadüf olmadığını kanıtlamanın zamanı geldi.
2009-2010 Galatasaray’ına bakacak olursak çok zengin ve çeşitli rotasyonlara müsait bir kadorya sahip olduğumuzu görüyorum. Geçmişinin hangi başarılarla dolu olduğunu söylemenin gereği olmayan teknik hocamız Rijkaard önderliğinde iyi bir kadroya sahibiz. 4-2-3-1 oyun sistemiyle oynadığımızı da düşünürsek, hemen hemen her mevkide alternatifinin de en az onun kadar iyi olduğu oyuncular var. Defansta solda Balta, ortada Servet, Gökhan, sağda Sabri ( umarım Uğur Sabri’yi kesecek ). Orta ikilinin alternatifleri Emre Güngör ve Emre Aşık. Defansın önünde Topal, Ayhan, M.Sarp ve Linderoth’tan herhangi ikisi rahatlıkla oynayabilir. Bir de Barış var tabi. Forvet hattı oldukça zengin. Solda Arda, ortada Elano, sağda Keita ve önlerinde de Baros oynayacak gibi görünüyor. Aydın, Kewell ve Nonda ile forvet hattı zenginleşiyor.
Zengin kadro ve bu kadroyu oluşturan oyuncuların kalitesinin yüksek olması beraberinde müthiş bir seyir zevki getiriyor taraftara. Bu sezon Avrupa ön eleme maçlarında trübünlerin tamamına yakının dolması bunun bir göstergesi olsa gerek. Arda kardeşim topu ayağına aldığında topu asla kaybetmeyeceği, aralara koşu yapan Baros’a her an bir ara pas atabileceği ihtimali o kadar yüksek ki , izleyenler de ne olacağını merakla takip ediyor. Yeni transfer – bana göre bu sezonun en iyi transferi- Keita kardeşim topu defansın yanından atıp koşmaya başlasın yeter ki, ya da 3 kişi arasına dalıp gücü ve tekniğini birleştirip aralardan bir yerlerden sıyrılsın, ya da topu kaptırsın, sonra koşmasın topun peşine, bize Hagi’yi hatırlatsın. Kewell topu soluna çekmesin aman, çerçeveyi görmesin, ayağına topun en çok yakıştığını düşündüğüm futbolcu… Aydın girsin oyuna, sağdan yardırsın Walcott misali. Nonda da girsin arada bir, ağları delercesine bir şut göndersin… Bir de nasıl oynayacağını , bu renkli futbola neler katacağını merakla beklediğim Elano var. Bu kadar çeşitli oyuncular, bu kadar yetenekli oyuncular, merakla beklediğimiz Avrupa maratonu, seyir zevki yüksek futbol…
Bu sezon teknik adamından tüm oyuncularına, taraftarına kadar her şey tamam yeni bir tarih yazmak için. Avrupa Kralı’nın tahtına dönme zamanı artık. Galatasaray ruhunu tüm dünyaya göstermenin, Samiyen’i cehenneme çevirmenin tam zamanı.